Türkiye'de Yalıtım Sektörünün Genel Durumu(Röportaj)

 


      8 milyon yalıtımsız bina, Türkiye'nin enerji tüketimini daha da artırıyor. Bu gerçekten yola çıkan İZODER, sadece yeni yapılan binalara değil, mevcut binalara da yalıtım uygulamasını yaygınlaştırmak için Türkiye çapındaki çabalarını sürdürüyor.

      70 milyona yaklaşan nüfusa sahip olan ve nüfusu her yıl artan Türkiye'de bugün ortalama 8 milyon bina var. Her bir binanın, ısınmak ve serinlemek amacıyla tükettiği enerji, Türkiye ekonomisinin önemli yüklerinden birini oluşturuyor. Bu noktada yalıtımın önemi devreye giriyor. Ayrıca, topraklarının yüzde 95'i deprem riskinde olan ülkemizde binaların korunumu için de yalıtım gerekli. Türkiye'de yalıtım alanında çok önemli başarılara imza atan İZODER (Isı, Ses, Su İzolasyoncuları Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı ve Dow Türkiye Ticaret Müdürü Durmuş Topçu ile bu konuları ve Türkiye'nin yalıtımda geldiği noktayı konuştuk. Sadece yeni binaların değil, mevcut binaların da yalıtılması gerektiğine dikkat çeken Topçu, bu amaca dönük çalışmalarını anlattı.

Türkiye'nin yalıtımda geldiği nokta nedir?

      Öncelikle, izolasyon yerine yalıtım kelimesini kullanmanın doğru olduğunu söylemek isterim. Isolation, İngilizce'de izole etmekten geliyor, ayırma anlamına geliyor. Yalıtımın İngilizce'deki karşılığı, insulation'dır.
Yalıtım, binaları dış koşullara karşı koruyup, içindeki insanların daha az sağlık sorunu yaşamalarını, işgücü verimliliğini uzun süre korumasını sağlayan, temelde yapı kabuğunun korozyondan depreme kadar koruma konseptine doğru giden bir kavramdır.
      İZODER'in misyonu içinde yaşadığımız binaların, dış koşullar ile içinde yaşayan insanların ilişkisini kuran yapı kabuğunu donanımlı hale getirerek, sağlıklı yaşam mekanları oluşturmaktır. Bu donanımlı yapı kabuğu,
a) sağlıklı yaşam koşulları ve daha verimli insan
b) enerji verimliliği ve sürdürülebilir çevre,
c) bina ömrü ve güvenliği gibi 3 önemli alanda verimlilik sağlamaktadır.

      Yalıtım sektörünün Türkiye'de 30 yıllık bir geçmişi var. Şu anda yaklaşık 300 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaştı.
30 yılda oluşan yalıtım bilincinin daha çok ısı yalıtımına dönük olduğu görülüyor.
      1997 yılından itibaren yalıtımla ilgili standart yönetmeliklerin etkili olması, özellikle TS 825 Standardı ve Isı Yalıtım Yönetmeliği'nin yayımlanmasından sonra yalıtım yeni binalardan renovasyona kaymaya başladı. Özellikle boya aşamasında binalara yalıtım da yapılıyor. Her yıl zift sürülen kuzey duvarlarına artık mantolama işlemi yapılıyor.
İnşaat sektörü 1995 yılından itibaren düzenli olarak küçülüyor. 2000 yılında 70 milyon m2 inşaat ruhsatı alınırken, bu rakam 2001 yılında 35 milyon m2'ye düşmüş. 2002 yılında da 17 milyon m2'ye düşmesine karşın, yalıtım sektörü büyümesini sürdürüyor.
      Bunun nedenleri arasında; yalıtım bilincine sahip olmayan yap-sat türünde çalışan müteahhitlerin ve ucuz kooperatif binalarının azalması ve buna karşın A , B ve C sınıfı olarak tanımlanan tüketim gruplarına hitap eden inşaatların artması bulunuyor. Özellikle 1999 yılındaki depremlerden sonra yalıtımın önemi bir kez daha anlaşıldı. İnsanlar, su yalıtımının ve ısı yalıtımının korozyonu engelleyerek bina kabuğunu koruduğunu fark etti. İZODER olarak su yalıtımında uygulama standartları yapıyoruz, ürün standartlarını revize ediyoruz ve yaptığımız seminerlerle bunu pekiştirmeye çalışıyoruz.

Isı ve su yalıtımındaki bilinçlenmeyi, ses ve yangın yalıtımında görebiliyor muyuz?

      Ses ve yangın yalıtımı konusundaki gelişme yeterince hızlı değil. Ses yalıtımı son 3 yılda gündeme geldi.
Isı yalıtımı, yapı denetim sisteminin zemin etüdü ve statikle birlikte 3 ana işlevinden birini oluşturuyor. İZODER olarak yapı denetim firmasında çalışan en az 3 mühendise seminerlerimizle eğitim veriyoruz. Yapı denetim firmalarında görev yapan mühendisler konularında bilgili insanlar ama yalıtım başka bir uzmanlık alanı.
Bayındırlık Bakanlığı ile organize ettiğimiz bu seminerlerden 13 tanesini yeni bitirdik. Her firmadan 3 kişiye, 10 gün süren seminerler veriyoruz. Tam gün süren seminerlerde, önce TS 825 Isı Yalıtım Standardı'na göre hesaplamanın nasıl yapılacağını, yalıtım uygulamasının nasıl kontrol edileceğini, uygulamanın nasıl yapıldığını, nelerin denetlenmesi gerektiğini aktarıyoruz. Amacımız bu seminerleri her yıl tekrarlamak. Bizim çalışmalarımız, en azından bu konu meslek okullarına girip, diplomalı yalıtım uzmanı yetiştirilmesine kadar sürecek. Ama her konuda olduğu gibi arz talep meselesi çok önemli.

Yapı denetim firmalarının yalıtım konusunda uzman birini istihdam etme zorunlulukları var mı?

      Bu önemli bir nokta, ancak böyle bir zorunluluk yok. Yapı denetim sistemi hala doğum sancıları çekiyor. Başlangıçta diğer sivil toplum örgütlerinin benimsemediği bir sistem. Dolayısıyla inşaat sektörünün tamamından henüz destek alamadı. Bu yüzden, çok da sağlıklı doğmadı. Yapı Denetim Kuruluşları Derneği aracılığıyla sistem oturtulmaya çalışılıyor. Biz İZODER olarak mevcut sistemi destekliyoruz ve seminerlerimizle de desteğimizi sürdürüyoruz.

Yalıtım sektörünün ekonomik büyüklüğü nedir?

      Sektörün 300 milyon dolar civarında büyüklüğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ancak yalıtımın Türkiye'de her ne kadar 30 yıllık bir geçmişi olsa da, yeni geliştiğini söylemek mümkün. Sektörün dinamizm kazanıp büyümesi 2000 yılına tekabül ediyor. Özellikle TS 825 Standardı'nın 2000 yılında zorunlu olarak uygulanmaya başlanması, deprem konutlarında uygulamanın başlaması, sektörü canlandırdı. O tarihten itibaren de her yıl yüzde 20 ve üzerinde büyüyoruz. Şimdilerde firmalar İZODER'in varlığına, çabalarına da ciddi biçimde inandılar.

Sektörün ihracat potansiyeli nedir?

      Yalıtım sektöründe kurulu kapasite, ihtiyacın üzerinde. Bu durumda firmalar ihracata yöneldi. Özellikle civar ülkelere büyük ihracat var. Ancak yalıtım ürünlerini belli bir mesafeden uzağa ihraç etmek fizibl değil.
Mesela köpük malzemeleri 250 km ötesine taşındığında fizibl olmaktan çıkıyor. Hatta ülke içinde bile bu durum geçerli. Örneğin Gebze'de ürettiğiniz bir malı Diyarbakır'a gönderirken de aynı durum etkili oluyor. Taşıma maliyetinin birim maliyete getirdiği kaldırılamaz yük burada etken oluyor. Bu durum tüm ürünler için geçerli değil. İhracat rakamının 50 milyon dolar civarına ulaştığını düşünüyoruz.

TS 825 Standardı'nın uygulamasından memnun musunuz?

      TS 825 Standardı, yeni binalarda ısı yalıtımını zorunlu kılan bir standart. Isı Yalıtımı Yönetmeliği, TS 825 Standardı'nı tamamlıyor. Bu yönetmeliğin yeni binalarda uygulanması zorunlu.
      Yeni binalarda yalıtım uygulamaları oldukça iyi. Tabi ki ülkemizin ekonomik koşulları dikkate alındığında yüzde 100 uygulandığını söylemek mümkün değil ancak yüzde 60'lık oran bile ciddi başarıdır. Biz özellikle Türkiye gibi ülkelerde polisiye tedbirlerle çok fazla bir şey yapılacağına inanmıyoruz. Sektör, son kullanıcının bilinçlenmesiyle, arz talep gelişimiyle büyüyor. Bu bir süreç. Pazarda çözümlerin hazır olması, insanların bilinçlenmesi, yönetmeliğin tamamlanması, doğalgaz kullanımının artması ve İZODER'in çabaları, bizi çok olumlu noktaya getirdi. Ama 2.5 milyon m3 yalıtımdan söz ediyoruz. Bu, Türkiye gibi 70 milyonluk bir ülke için çok düşük bir rakam.
Fransa, iklimsel anlamda Türkiye'ye yakın olmasına rağmen, yalıtım tüketimi bizim 10 katımıza ulaşıyor. Biz doğuda İskandinav iklimine, Ankara ve çevresinde Almanya'nın iklimine, İstanbul'da Fransa'nın ve güneyde de İspanya gibi ülkelerin iklimine sahibiz. Değişik iklim bölgesini barındıran ender ülkelerden biriyiz.
      Ülkede yalıtımsız 8 milyon bina var. Enerji Bakanlığı ile mevcut binalarda yalıtımı teşvik edici bir yönetmelik oluşturmaya çalışıyoruz. Bu da önümüzdeki 2 yıl içindeki hedeflerimizden biri.

İZODER'in sektörün gelişimine dönük çalışmalarından bahseder misiniz?

      İZODER olarak, KOSGEB'le, Avrupa Birliği standartları ve CE işareti hazırlıklarına dönük çalışmalar içindeyiz. İnşaat sektörüne CE işareti verilmesi, akredite personel eğitilmesikonularına odaklanarak, KOSGEB'in, AB'nin ve kendi fonlarımızın desteğiyle bir şirket oluşturma hazırlıklarımız devam ediyor. Sanayi Bakanlığı'ndan da büyük destek alıyoruz.
Sektörde hala standarda uygun olmayan malzemeler var. Malzemelerde Avrupa Birliği standardını oturtmaya çalışıyoruz. Son 3 yılda uygulama kalitesinde de artış yaşanıyor. Önümüzdeki AB sürecinde özellikle standart ve uygulama sorunlarının aşılacağına inanıyoruz.
      Biz İZODER olarak bina kabuğunu koruma konseptine doğru gidiyoruz. Amacımız, öncelikle binanın içinde yaşayanların konforunu sağlamak, bina statiğinin ömrünü, depreme dayanımını artırmak ve bina içinde yaşayanların ses sorunlarını gidermek. Kat edeceğimiz çok yol var ve bu yol tamamen İZODER'in çabalarına bağlı. Hepimiz pozitif bir şekilde, özellikle şikayet etmeden üzerimize düşeni yapıyoruz. Çünkü mekanlarımızı ısıtmak ve soğutmak için harcadığımız her 100 liranın 75 lirası yurtdışına gidiyor. 3 milyar dolar civarında bir meblağı da binalarımızı ısıtmak amacıyla kullanıyoruz. Yalıtımla yüzde 50 tasarruf yapılacağı çok net bir gerçek. Yeni yönetmelik, binayı bilgisayarda tanımlayıp, binanın neresine ne kadar yalıtım yapılırsa, ne kadar enerji harcanacağını gösteriyor.

Telif Hakkı © 2008 İkmal Yapı. Bütün Hakları Saklıdır.
Tasarım & Kodlama : Vizyoner